All posts filed under “Yazan Gençlik Çalışanı

comments 12,981

BEN TOY DEĞİLİM!

Bütün ümidim gençliktedir.

M. K. Atatürk

1985 yılı tüm dünyada Gençlik Yılı olarak kutlanmıştır. Ülkemizde de kurumlar bu kutlamalara katılmıştır. Ülkemizde gençler için daha da önemli bi tarih var. 19 Mayıs! Ulu Önder M. K. Atatürk’ün Gençlik ve Spor Bayramı ilan ettiği bu tarihte ülkemizin dört bir köşesinde kutlamalar düzenlenir. Bir gençlik çalışanı ve Samsunlu birisi olarak benim için 19 Mayıs’ın anlamı her zaman başkadır.Bayram, etkinliki kutlama vb. iyi de biz gençlerimizi nerede görüyoruz acaba?

Ülkemizde genç olmak henüz tam tanımlanamamış bir durum sanki. Bunu neden mi söylüyorum? Haydi gelin beraber Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğünde genç ve gençlik kelimelerinin tanımlamalarına bakalım.

Ekran görüntüleri aşağıdaki gibidir.

Bu tanımlamaları ilk duyduğumda “Yok canım olamaz!” diye düşünmedim değil. Hemen kontrol ettim ve sonuç yukarıdaki gibi…

Genç tanımında: Zihin bakımından yeterince gelişmemiş,toy. Tanımlamasını görünce şok oldum!

Biraz araştırma yapmak adına genç tanımını hangi yaş aralıklarına göre yaptıklarına göz atmak istedim.

Avrupa Birliği’ne göre 13-30 yaş arası bireylere genç denir.

Ülkemizde bu konunun sorumlusu olan Gençlik ve Spor Bakanlığı‘na göre ise; 14-29 yaş arası bireylere genç denir.

Gördüğünüz üzere yaş aralıkları çok çok yakın. Kendim ve hedef kitlemdeki kişiler bu yaş aralıklarında olduğu için bu tanımlamalar beni daha da fazla rahatsız etti.

Genç bir gençlik çalışanı olarak toy şeklinde tanımlanmak gerçekten acı verici…

sivilsayfalar.org adlı sayfadan aldığım veriye göre ülkemizde 14-29 yaş arası 8 milletvekili mevcuttur…

Maalesef ülkemizde gençler yeterince değerli değiller. Tanımlamasının değiştirilmesi için bir kaç girişim oldu ancak genç ve gençlik kelimlerinin tanımlamaları hala Türk Dil Kurumu’na göre paylaştığım şekildedir.

10 yıldır gençlik çalışmalarının içerisinde olan bir birey olarak bu tanımlamalar mı beni üzsün yoksa kimsenin bu konuda doğru dürüst adımlar atmaması mı beni üzsün bilemedim. Yorum sizin.

comments 6,133

KLAVYE DELİLANLILARI

‘’Klavye Delikanlılığı’’ son yıllarda gittikçe popülerleşen bu meslek grubundan kişilerle sık sık karşılaşıyorum. Hemen hemen her gün bir-iki kişiyi sosyal medyada engellemek zorunda kalıyorum. Sebebi ise tamamen kişisel isteklerini karşılamadığım için aldığım hakaret ve küfürler.

Evet. Yıllardır aynı durum. 10 yıldır gençlik çalışmalarının içerisindeyim. Kabaca 1500-2000 gencimizin yurt dışına gitmesine bir şekilde vesile olmuşumdur. Tabi meyve veren ağaç taşlanır sözünün ardından gelen saldırılara da alıştık. Biz alıştık alışmasına da saldıran bu şahısların seviyesi de bilgi becerileri de gittikçe azaldı. 

En çok karşılaştığım durum ise beni nereye şikayet edeceklerini bir türlü tutturamamaları. Örnek vereyim:

  • Kişisel hesabımdan gerçekleşen bir görüşmede istediğini alamayınca çalıştığım kuruma şikayet etmek.
  • A Belediyesinde çalıştığım dönemde beni B Valiliğine şikayet etmeleri.
  • C Derneğinin sosyal medya hesabından yaptığım görüşmeler nedeniyle D Kaymakamlığına şikayet etmek.

vb. durumlarla çok karşılaştım. 

Hepsine gülüp geçiyorum. Boşuna şikayet etmeyin yani. Sosyal medyanın hiçbir alanında kimseye hakaret etmem. Öyle bir şey göremezsiniz. E o zaman sadece fikirlerimi beğenmediğiniz için beni şikayet edebilir misiniz?

Tabi ki hayır!

Uğraşan çok oluyor. Ancak ben bunlara hep gülüyorum. Herkesi memnun etmem imkansız. Her gün onlarca insanla tanışıyorum. Bunların onda biri sosyal medyadan beni bulup takip ediyor. Bir gün beğenmedikleri bir şey paylaştığımda ise hemen klavye delikanlısı olup saldırıya geçiyorlar. ‘’Beğenmiyorsanız takip etmeyin!’’ diyorum sürekli ama tek dertleri laf sokan bir mesaj atıp öyle çekip gitmek. Ben salak mıyım? Tabi ki bu insanlara böyle bir fırsat vermeden hemen engelliyorum. 

Şahsi hesabıma günde 5-10 mesaj geliyor. Tanımadığım kişilerden. Hem de bir merhaba bile demeden direkt konuya atılıyor ve ‘’….. Projesine başvuru yapmıştım…..’’ 

Buna ben hayatta cevap vermem. Aynı şahıs ikinci kez mesaj gönderirse: ‘’Şahsi hesabımdan işim hakkındaki konularda görüşme gerçekleştirmiyorum. Lütfen bana kurumsal kanallardan ulaşınız’’ şeklinde bir mesaj gönderirim.

Bunu gördüğü halde hala saldırırcasına üçüncü hatta dördüncü mesajla saldırıya geçenler oluyor. Tabi anında engelliyorum.

Gençler, yapmayın etmeyin. Yalandan yere insanlara saldırmayın. Karşınızdaki insanın özel bir hayatı var. O insana mesleği ne olursa olsun hemen ulaşıp mesaj atıp cevap alacağınızı düşünmeyin.

Şikayetler ve hakaret dolu mesajlar kesilmeyecek biliyorum. Ancak bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Umarım bir gün sizler benim gibi günde onlarca kişi ile tanışıp bunlardan sayısız mesaj alan insanlardan biri olmazsınız. 

Konu ne olursa olsun bir insana direkt mesaj atıp mevzuya dalmayın. Bu temenni ile bu yazıyı da sonlandıralım. Klavye delikanlılığından uzak durun!

comments 3,702

KLASİK MEDYA ÖLDÜ MÜ?

Not: Bu yazıyı Mayıs 2019’da kaleme almıştım. Güncelleme yapıp tekrar paylaşmak istedim.

Amerikan NBC kanalı sevilen dizi The Big Bang Theory dizisinin 16 Mayıs 2019’da yayınlanacak olan 12. sezonun final bölümü ile ekranlara veda etti.

Benim de her bölümünü merakla beklediğim bu mükemmel diziye artık veda ettik. Peki neden?

Klasik Medya Ölüyor Mu?

Bence evet. Artık klasik televizyon yayıncılığının yerini dijital yayıncılık alıyor. Amazon ve Netflix gibi dünya devlerinin yanısıra ülkemizde de dijital yayıncılık yapan platformların sayısının arttığını görüyoruz. Bir dizinin yapım maliyeti ve reklam gelirleri düşünüldüğünde dijital yayın platformlarının klasik medya kanallarından birkaç adım önde olduğu aşikar.

The Big Bang Theory’ye Veda

Kanallar artık birer birer dizilerini öldürürken bu akıma son kapılan da The Big Bang Theory oldu. Her bölümünü 12-16 milyon insanın izlediği bir dizi olmasına rağmen fişi çekildi. 

Dijital yayın platformlarının film endüstrisini de etkilediğini fark ediyoruz. Artık film yapımcılarının ve oyuncularının yavaş yavaş bu platformlara kaydığını ve izleyicilerin de bundan gayet memnun olduğunu gözlemliyorum.

İzleyiciler artık 100-120 dakikada bitecek bir hikayeden çok 40ar 50şer dakikalık bölümlerden oluşan uzun soluklu hikayeleri talep eder oldu. Bunu sağlamak ise dijital platformlara kaldı.

Yakın gelecekte – tahminlerime göre 2025’e kadar- klasik medya organları yavaş yavaş yok olup dijital platformlara taşınacağız. Bunun en büyük sebebi ise izleyicilerdir.

Reklamsız, aralıksız ve farklı dil -altyazı- destekleri ile istedikleri zaman istedikleri içeriği izleyebilme özgürlüğü izleyiciler için paha biçilemez bir durum.

Artık herkes birer Netflix ya da benzeri bir platform üyeliği almaya başladı. 

The Big Bang Theory dizisine veda ederken Young Sheldon dizisi ile ineklerin dünyasını tanımaya devam edeceğiz. 

12 sezon ile en uzun sit-com dizisi olarak tarihe geçen bu diziye bir hayranı olarak teşekkür ederek bitirmek istiyorum. Mükemmel anlar yaşattı ve unutulmaz karakterleri hayatımıza kattı. Her güzel şeyde olduğu gibi bunda da sona ulaştık.